2.3. HİSSELİ TAPULAR VE ŞUF'A (ÖNALIM) HAKKI YÖNETİMİ
Gayrimenkul yatırımlarında ve arazi geliştirmede en büyük hukuki risklerden biri paylı mülkiyet (hisseli tapu) yapısıdır. Türk Medeni Kanunu gereğince paydaşlara tanınan yasal önalım (şuf'a) hakkı, doğru yönetilmediği takdirde ciddi mali kayıplara ve dava süreçlerine yol açabilir. Bu rehber, hisseli taşınmaz risklerini ve çözüm stratejilerini ele almaktadır.
Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazın hissedarlarından biri, payını üçüncü bir kişiye sattığında diğer paydaşların aynı satış şartlarıyla o payı öncelikle satın alma hakkı doğar.
- Noter Bildirimi: Satışın paydaşlara noter kanalıyla bildirilmesi durumunda, bildirimden itibaren 3 ay içinde dava açılmalıdır.
- Mutlak Hak Düşürücü Süre: Noter bildirimi yapılmadığı durumlarda dahi, satış tarihinden itibaren 2 yıl geçmekle dava hakkı düşer.
- Bedelde Muvazaa Riski: Tapuda satış bedelinin gerçek değerinden düşük gösterilmesi halinde, diğer paydaş düşük bedel üzerinden payı devralmak için dava açabilir. Bedelin doğru beyanı stratejik koruma sağlar.
Yargıtay içtihatlarına göre, hissedarlar arasında arazi fiilen bölünmüş ve herkes belirli bir kısmı yıllardır kullanıyorsa (fiili taksim), önalım hakkı dürüstlük kuralı gereği kullanılamaz.
- Kullanım Sınırlarının Belirlenmesi: Parsel üzerinde kroki veya fotoğraflarla fiili kullanım alanlarının belgelenmesi riskleri azaltır.
- Sözleşmeli Rızai Taksim: Tüm paydaşların imzaladığı yazılı veya noter onaylı taksim sözleşmeleri gelecekteki uyuşmazlıkları engeller.
Paydaşlar arasında anlaşma sağlanamadığı durumlarda, ortaklığın mahkeme yoluyla giderilmesi sürecidir. Taşınmazın aynen taksimi (fiziken bölünmesi) mümkün değilse, icra yoluyla açık artırmada satılarak bedelin paylaştırılması esastır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder