0535 976 7 888

GAYRIMENKUL SEKTÖRÜNÜN PRANGALARI ÇÖZÜLÜYOR


Son 10 yıldır ekonomimizdeki büyüme ve makro göstergelerdeki olumlu gelişmelerin sağlanan siyasi istikrar ve uygulanan isabetli ekonomik politikaların sonucunda oluştuğu genel kabul gören bir olgudur…

2012 yılında uygulamaya konulmakta olan teşvik paketi dışında, ekonomimizin çarklarını tıkayan ve kalkınmamızın önündeki en büyük engelleri oluşturan çağın gerekleri ve icaplarının dışında kalmış kanunlarımız revize edilerek günün koşullarına uygun hale getirilmekte. Bu düzenlemelerin 2012′nin ikinci yarısından itibaren Ekonomimizde son yıllarda örneği görülmeyen derecede olumlu gelişmeleri sağlayacağına hep birlikte şahit olacağız.

Yapısı itibarıyla emek yoğun bir durum arz eden inşaat sektörü eğitim almamış insan kaynağımızdan, sanat erbabı ustaya, ara elemana, teknisyene ve en üst düzeyde eğitim görmüş mimar, mühendis ve işletme yöneticisi gibi insan kaynağımıza kadar geniş bir yelpazeye istihdam sağlamaktadır. İnşaat işyerlerimizde doğrudan çalışan sayısı mevsimlik dalgalanma göstermektedir. SGK verilerine göre toplam 1 milyon 910 bin kişi ile rekor denebilecek sayıya ulaşmıştır. 2012 Temmuz ve Ağustos aylarında bu rakamın 2 milyon 100 binlere ulaşacağını beklemekteyiz. Sektöre malzeme tedarik eden sanayi işletmeleri ve nakliye kuruluşlarının istihdamı ile bu rakam 3 milyonun üzerinde gerçekleşecektir.

Bu şu anlama gelmektedir; ortalama hane halkı sayısı ile 12 milyonluk nüfusumuzun geçim kaynağını inşaat sektörü sağlamakta ve gelir dağılımı için bir sosyal denge görevini de ifa etmektedir. Bu yasa döviz kazandırıcı işlemleri hızlandıracak, cari açığa her yıl 10 milyar dolarlık katkı sağlayacak. Şu anda TBMM gündeminde bulunan ve kamuoyunda Mütekabiliyet Yasası olarak bilinen yabancıların gayrimenkul edinimlerinin önündeki en büyük engeli teşkil eden karşılıklılık ilkesi kaldırılıyor. ABD, İngiltere, Fransa gibi gelişmiş ülkelere baktığımızda bedelini ödeyen gerçek veya tüzel yabancı kişilerin ülke ayrımı yapılmaksızın mülk edinebildiklerini görmekteyiz.

Londra’da bir Rus vatandaşı Hyde Park’ın yanında bir rezidansın penthouse’u için 135 milyon paundu ödeyip dekorasyon için de 50 milyon paund harcıyor. Ayrıca her yıl 88 bin paund aidat ödeyecek. Bu ödemeleri yapabilenin o dairede yaşadığı süre alışveriş ve eğlence için harcayacağı parayı siz hesap edin. Bir İspanya seyahatimizde otelimize gece geç vakit ulaşmış, yol yorgunluğu ile hemen odalarımıza çekilmiştik. Sabah ezan sesi ile uyandım, önce rüya olduğunu düşündüm ancak ses çok yakından ve net geliyordu. Hazırlanıp çıktığımda otelin hemen karşısındaki mescidi gördüm. Suudi Arabistan Kralı’nın sarayı ve yanında bir mescit. Nerede? İspanya’da dünya jet sosyetesinin uğrak yeri Marbella’da. Kralın edinim maliyeti hariç yıllık 150 milyon dolar bütçeli sarayı.

Bu örneklerin sayısını çoğaltabiliriz. Bizler bugüne kadar niye bu pencereden bakmadık demenin bir faydası yok, yanlışı bugün düzeltebiliriz. Çok şükür yasa, Adalet Komisyonu’ndan geçti, Meclis Genel Kurul gündemine alınacak. Ancak yasa Taslağında düzeltilmesi gereken iki hususa dikkat çekmekte fayda görmekteyiz. Biri yasanın yürürlük tarihi diğeri mülk edinen kişilerin oturma izni alabilmeleri. Bu hususlar açısından yasanın işlerlik kazanması açısından son derece önem arzediyor. Oturma izni olmayan yabancı mülkü niçin edinmek ister.

Bunu düşünmek zorundayız. Şu anda yürüyen projelerden yapılan ön satışların toplamı sadece bir şirkette bin adede ulaşmış durumda hasılatta 300 milyon doları buluyor. Eksik çıkacak yasanın yabancının iştahını kaçırabileceğini, hazırlanacak yönetmeliklerin süratle ve şimdiden düzenlenmesini beklemekteyiz. Yürürlükteki İmar yasası ve yönetmeliklere göre bir arsa satın zaman mevcut imar planına göre imar durum belgesi alınmaktadır. Bu belge proje geliştiricinin arsa üzerinde nekadar inşaat yapabieceğini gösteren resmi belge hüviyetindedir. Daha sonra imar durumundaki kriterlere göre hazırlanan proje yapı ruhsatı belgesine bağlanmaktadır.

Yapı ruhsatı projenin imar planına ve yönetmeliklere uygun olarak hazırlandığını tescil eden resmi bir belgedir. Bu belgenin verilmesini müteakip süresi içinde inşaatını yapan ve projeye ve yönetmeliklere uygun imalat yapan müteahhidin haklarını sınırlandırılmamalıdır. Müktesep Hakkın imar durumu belgesi ile kazanılmış hakların korunması hususunun 3194 sayılı imar kanunu ve yönetmeliklerinde sağlanması için düzenlenmesine ihtiyaç vardır. Resmi Kurumlarca verilen belgeye güven sağlanması girişimcinin yeni projeler geliştirme iştahını artıracaktır.
Hasan Rahvalı/Ağaoğlu Şirketler Grubu Genel Müdürü
Kaynak : Zaman
Paylaş:

İMARI HER GÜN DEĞIŞEN ŞEHIR!


Türkiye Emlak Müşavirleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Burhan Coşkun, imar planı sürekli değişen Adana’nın yatırımcı çekmekte zorluk çektiğini söyledi

Türkiye Emlak Müşavirleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Burhan Coşkun, mevcut yerel yönetimlerce hazırlanan ve kamuoyuna sunulan imar değişikliklerinin her gün değişikliğe uğradığını söyledi.


Coşkun, yaptığı açıklamada, bu tür sıkıntılardan dolayı Adana’ya yatırımcı çekmekte zorlanıldığını ifade ederek, “Kangren haline gelmiş bu sorunların arkasında yerel yönetimleri yapmış bulunduğu imar çalışmaları sonucunda mevcut yapılan parselasyon çalışmalarına açılan davaların ve yapılan itirazların da eklenmesi ile tam bir çıkmazın ortaya çıktığı gözükmektedir. Ne enteresan bir durum ki Adana’da Pınar Mahallesi haricinde hiçbir bölge imara açık değildir” dedi.


Bazı bölgelerin yaban hayatı koruma sahası altına alınmasının bu işin tuzu biberi olduğu gibi inşaat sektörünün de tıkanmasına yol açtığını ifade eden Coşkun, “İlimiz ekonomisine büyük bir darbe vurulmuştur. Durum göz önüne alındığında inşaat sektörü tıkanmış ve emlak işiyle uğraşan esnafın zorumda kalmıştır” diye konuştu.
Burhan Coşkun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu işe bir an önce el koymasını isteyerek, “Bu konunun çözüme kavuşması halinde ilimiz ekonomisinin ve yatırımların önü açılacaktır” diye konuştu.
Kaynak: Habertürk
Paylaş:

2B’DEN İSTANBUL’DA 10 MILYAR LIRA BEKLENIYOR!


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kamuoyunda ’2-B Kanunu’ olarak adlandırılan orman vasfını yitirmiş Hazine arazilerinin satışını öngören kanunu dün onayladı…

2B statüsündeki arazilerin hak sahiplerine satışını öngören düzenlemeyle, hak sahiplerine rayiç bedelin yüzde 70′ini ödeyerek mülkiyet hakkı elde etme imkanı sağlandı. Elde edilecek gelirin yüzde 90′ı kentsel dönüşüme aktarılması planlanırken, taşı toprağı altın olarak gösterilen İstanbul’un 2-B hasılatında Maliye Bakanlığı’nın hedefi 10 milyar liranın altına düşmemek. Şişli, Üsküdar, Sarıyer gibi çok sayıda ilçede bulanan bu arazilerin satışına ilişkin Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün hesaplamasına göre İstanbul’daki orman vasfını kaybetmiş arazilerin rayiç bedeli 16 milyar lira.

Satışta rayiç bedelin yüzde 70′inin alınacak olması ve peşinde yüzde 20 indirim yapılması sebebiyle Maliye’nin İstanbul Defterdarlığı için koyduğu hedef 10 milyar lira olarak belirlendi. Orman vasfını kaybetmiş arazilerin bulunduğu illerin başında İstanbul’un yanı sıra Antalya, Mersin, Balıkesir, Sakarya ve Muğla gibi şehirler yer alıyor. Sadece Antalya’da 46 bin hektar 2B arazisi bulunuyor. Maliye Bakanlığı’nın Türkiye genelindeki orman vasfını kaybetmiş arazilerin satışından elde etmeyi planladığı hasılat ise en az 20 milyar lira olarak belirlendi.

Hak sahiplerine doğrudan satılacak olan arazilerin bedeli, rayiç bedelin yüzde 70′i olacak. Bedel, peşin veya taksitle ödenebilecek. Peşin satışlarda yüzde 20 indirim uygulanacak. Bu bedel idarece yapılan yazılı tebligat tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde ödenecek. Tebliğ edilen satış bedeline itiraz edilemeyecek, dava açılamayacak. Taksitle satışlarda, belediye ve mücavir alanlarda 3 yılda 6 taksitle, bunların dışındaki alanlarda ise 4 yılda 8 eşit taksitle ödeme imkanı getirildi. Arazilerin satışından elde edilecek gelirin yüzde 90′ı kentsel dönüşüm projeleri kapsamında kullanılacak. Gelirin yüzde 10′u ise orman köylülerinin sorunlarının giderilmesi amacıyla Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na aktarılacak. Türkiye genelinde yaklaşık 410 bin hektar 2B arazisi bulunuyor.

2B hangi arazileri kapsıyor?

Maliye Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın uzun süren çalışmalarının ardından yasalaşan 2B, orman vasfını kaybetmiş arazilere verilen isim. Orman vasfını kaybetmiş araziler ’31 Aralık 1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerden, tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanlarının Hazine adına orman dışına çıkarılması uygulaması’ olarak tanımlanıyor. 2B arazilerinin satışından elde edilecek gelirle, satılan arazilerin 2 katı orman tesis edilecek. Düzenlemeden faydalanmak isteyenlerin kapısı Maliye Bakanlığı tarafından çalınacak. Defterdarlar tüm hak sahiplerine tek tek ulaşacak.
Kaynak : Zaman
Paylaş:

7 ILIN GAZI DEVLETTEN!


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, doğalgaz santralından artık kömür santralına geçiş yapmak gerektiğini belirtti…

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türkiye’nin yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili yapılanmasını sürdüreceğini belirterek, ”Türkiye’de şu anda 2000 tane yatırımın realize edilmiş 71 tane yatırımın şu anda hukuk tarafından durdurulduğunu söylemem lazım. Bunların önemli bir kısmı yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla alakalı yatırımlardır. Burada herhangi bir yanlışlık yok mu? Söylemlerimizi örtüştüren bir yanı yok mu? Burada bir sıkıntı var. Bunu hep beraber giderebiliyor olmamız lazım” dedi.


Taner Yıldız, Sektörel Fuarcılık tarafından düzenlenen ICCI 2012–18. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada, dünyada özellikle BP’nin yayınladığı en son yayında OECD ülkelerinin 2035 yılına kadar yapacakları yatırımların dünya büyüme hızında çok ciddi bir rakam oluşturmadığını, ama OECD dışındaki ülkelerin dünyanın büyümesiyle alakalı birçok büyüklüğü etkileyecek kapasiteye ulaştığını söyledi.

Taner Yıldız, 5,6 milyar ton eşdeğer petrol civarındaki 2010 yılı kullanımının 2030 yılında 5,8 milyar ton eşdeğer petrole ulaşabileceğini, ama OECD ülkesi dışındakilerin 6,4 milyar ton eşdeğer petrol civarındaki toplam talebin 10,9 ton milyar ton eşdeğer petrole ulaşabileceğini kaydetti.

Bu yaklaşık yüzde 69′luk büyümenin, dünya ortalama büyümesinin yüzde 40′lar civarında olacağını gösterdiğini, bunun aynı zamanda enerjide rekabet edecekleri ülkelerin sınıflandırılmasını ve pazar açısından da bakıldığında sanayicilerin ne tür pazara hitap edecekleri açısından da enteresan sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Tarifelerde yapılan yeni düzenleme

Taner Yıldız, en son doğalgaz ve elektrikteki tarife düzenlemelerinin enteresan sonuçları ortaya çıkardığını, bir kısmının kamuoyu tarafından algılandığını, bir kısmının ise algılanmaya devam ettiğine işaret ederek şunları söyledi:

Bunlardan biri Türkiye’de TL cinsinden 2008 Aralık ayındaki fiyatlara henüz ulaşamamış olmasıdır. Doğalgaz fiyatları bugün 24-25 Nisan itibariyle dahi Aralık 2008 fiyatlarına TL cinsinden ulaşamamış olmasıdır. Global krizin dünyada oluşturduğu tesir ve enerji kalemlerinde dalgalanmalar henüz stabil hale gelmiş değildir. Son bir yıl içinde bölgemizde Arap Baharıyla gelen yüklerin de buna artı katkı koyduğunu söylemeliyim. Şu anda ihracatımız önemli bölümünü teşkil eden AB üyesi ülkeler nezdindeki rekabet gücüne baktığımızda, doğalgaz hala Avrupa’daki en ucuz ikinci ülkedeki konumunu korumaktadır. Türkiye bunu ne ile hak etmektedir? Bir doğalgaz ülkesi midir? Burada doğalgaz mı çıkmıştır? Bunun serbest piyasadaki yapılanmasına çok iyi bakmamız lazım.”

Taner Yıldız, dünyada doğalgazın 4 ana eksende dağıtımının yapıldığını ve fiyatlama mekanizmalarının da aynı şekilde olduğunu dile getirdi.

Ham petrol fiyatının dünyada hemen hemen yeknesak hale geldiği ve tek fiyatlama mekanizmasıyla dolaşım gösterdiği ortamda, doğalgazın aynı şekilde gelişmediğini gördüklerini dile getiren Yıldız, bunların her birinin uluslararası ilişkilere tesirinin göz ardı edilemeyeceğini söyledi.

Durdurulan yatırımlar

Dünyadaki talep artışının kaynaklarına göre dağılımına bakıldığında Türkiye’deki enerji yapılanması açısından da dikkati çeken rakamlar olduğunu gördüklerini ifade eden Yıldız, akaryakıtın yüzde 14, doğalgazın yüzde 50, kömürün yüzde 30, nükleer enerjinin yüzde 61, hidroelektrik kaynakların yüzde 47, yenilenebilir enerji kaynaklarının ise yüzde 550 kat civarında artacağını gördüklerini söyledi.

Taner Yıldız, 5,5 katına çıkacak bir yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili Türkiye’nin yapılanması ve politikaların, çizdiği stratejinin doğru yönde gittiğini gördüklerini belirterek, şunları kaydetti:

Türkiye yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili yapılanmasını sürdürecek. Gerek kömür teknolojileriyle, gerek nükleer yatırımlarla alakalı, gerekse hidroelektrik santraller, rüzgar güneş gibi yatırımların birçok teknoloji uygulamalarını göreceğiz.

Sivil toplum örgütlerine aynı zamanda kamu kurum ve kuruluşlarının yanında düşen önemli bir görev var. Bir kısım iyi niyetli tencere tava çalan vatandaşların yanında spekülatif şekilde yerli kaynaklarımıza müdahale edenlere karşı sivil toplum örgütleri gücünü kullanmak durumundadırlar. Çünkü bizim yerli kaynaklarla alakalı gerek hukuki açıdan gerekse başka bir gerekçeyle bıraktığımız yatırımların tarafımıza yol, su, elektrik, köprü olarak dönmediğini, bunların ithal enerji olarak döndüğünü bilmemiz lazım.

Doğalgaz ithalatıyla alakalı şikayete geldiğimizde her birimiz ortak dil oluşturabiliyoruz. Doğalgaz ithalatımızı azaltmamız lazım. Ama bununla alakalı çabaları gerekçelendirirken özellikle Türkiye’de şu anda 2000 tane yatırımın realize edilmiş 71 tane yatırımın hukuk tarafından durdurulduğunu söylemem lazım. Bunların önemli bir kısmı yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla alakalı yatırımlardır. Burada herhangi bir yanlışlık yok mu? Söylemlerimizi örtüştüren bir yanı yok mu? Burada bir sıkıntı var. Bunu hep beraber giderebiliyor olmamız lazım.”

Bakan Taner Yıldız, her yapılan müdahalenin kötü niyetle yapıldığını söylemediğini, ama bakıldığında özellikle ithal enerji ve cari açıkla alakalı kalemlerde önemli sonuçlar doğurduğu kaydetti.

Doğu’daki evlere doğalgaz gidecek

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 71 ile doğalgaz borularını götürdüklerini, ancak ihalelerde özel sektörün teklif vermediği illerin bulunduğunu belirterek, ”Özel sektör teklif vermediği takdirde, bir düzenleme yapıp illerimizin doğalgazının altyapısını hazırlayıp yeni model geliştirip, mevzuatta bir kısım değişiklikler yapıp, orada altyapısını sağlamlaştırdıktan sonra özelleştirme yoluna gidebiliriz” dedi.

Taner Yıldızmin doğalgaz ya da petrolün, ithal kömürün, ”enerji kalemleri” başlığı altında söylenmiş olmasının, enerji sektöründe kullanıldığı anlamına gelmediğini belirterek, şunları kaydetti:

2011 yılında 54 milyar dolar civarındaki ithalat kaleminin enerji başlığı altında söylendiğini, ama yarısından fazlasının ulaşım sektöründe kullanıldığını söylemeliyim. Enerji verimliliği ve tasarrufla alakalı kalemlerin önemli muhatapları her birimiziz. İster binek araçlarla ilgili olsun ister petrol türevlerini kullanan hangi enstrüman olursa olsun yapacaklarımızın olduğudur. Enerji verimliliğinin, tasarrufunun, yerli kaynaklarımızın arasındaki en önde gelen kalemlerden biri olduğunu söylememiz lazım. İster ithal ister yerli kaynak olsun mutlaka bunun tasarrufunun yerli kaynak olduğunu söylemeliyim. Sivil toplum kuruluşlarının yaptığı çalışmalar toplumda bilincin oluşmasına katkı sağlayacaktır.”

Taner Yıldız, 2020 yılına kadar yerli kaynakları artırmadaki petrol ve doğalgazın olabildiğince yerli kaynak haline getirilmesi için çalışmaların devam edeceğini ifade ederek, şunları aktardı:

AK Parti hükümetlerimizle birlikte son 10 yılda arama faaliyetlerine ayırdığımız bütçe 13 katına çıktığı sektörler var. Türkiye büyüyor, ilerliyor ve genişliyor. Enerji sektörü de bunun önünde olacak ki arz kaynaklarını daha çok artıracak. Enerji borsası ile ilgili gelecek ay yayınlayacağımız bir strateji belgemiz var. Buradan çıkan sonuçların bu belgede bulunacağını söylemeliyim. Teşvik ve tasarruf paketiyle ilgili enerji sektörüne düşen önemli görevler olacak. Bunların içinde madencilik sektöründen bütün üretim kaynaklarına kadar… Özellikle Güney Kore, Çin ve Katar’daki görüşmelerimizin yatırımları artıracağına inanıyoruz. Finansman yapısıyla gelen doğrudan yatırımların Türkiye’de cazip yatırım alanlarından bir tanesi olduğunu gösteriyor. Yatırımcı hakkının uluslararası anlaşmalarla korunuyor olması Türkiye’yi cazip hale getirecektir.”

Herkesin doğalgazdan faydalanabilmesi için mevzuat değişikliğine gidebiliriz

Konuşmaların ardından Yıldız, eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Recai Kutan ile basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, ”Doğu ve Güneydoğu Bölgelerine doğalgaz gitmesindeki son durum nedir?” sorusu üzerine Yıldız, şunları söyledi:

Normalde iletim hatlarını BOTAŞ yoluyla yaptığımız ve doğalgaz borularını illere götürdüğümüz, daha sonra o illerde ihale edip özel sektör aracılığıyla doğalgaz dağıtımı yaptığımız bir modelimiz var. Bununla ilgili 71 ilimize doğalgaz borularını götürdük, ancak ihalelerde özel sektörün teveccüh göstermeyip teklif verilmeyen iller var. Bunların arasında Ağrı, Iğdır, Kars ve Batman gibi iller bulunuyor. Bütün vatandaşlarımızın doğalgazdan faydalanmasını istiyoruz. Bazı iller coğrafyasından kaynaklanan zorluklara rağmen bu dağıtımı yapmayı planlıyoruz. Özel sektör teklif vermediği takdirde, bir düzenleme yapıp illerimizin doğalgazının altyapısını hazırlayıp yeni model geliştirip, mevzuatta bir kısım değişiklikler yapıp, orada altyapısını sağlamlaştırdıktan sonra özelleştirme yoluna gidebiliriz.

Oluşturulmak istenen serbest piyasayı kamu iradesiyle bozmak istemediklerini ifade eden Taner Yıldız, Vatandaşlarımızın hepsinin doğalgazdan faydalanabilmesi için mevzuat değişikliğine gidebiliriz. Bu vesile ile özel sektörümüzün bu tür ihalelere teklif vermelerini, bunun olmadığı takdirde kamu eliyle yapacağımızı söylüyorum. İletim ağı olmayan illerimize yatırımlarımız devam ediyor. Kilis, Bingöl, Mardin, Bitlis gibi illerimize iletim ağını götürüyoruz. Iğdır’a iletim hattını götüreli 1,5 yıl oldu” diye konuştu.

(Nabucco) Bu projelerde bulunmamız elzemdir

Nabucco sürecine ilişkin bir soruya da Taner Yıldız, ”Bu tür projelerin fırsatları bitmez, belki Nabucco’nun batı Nabucco olarak devam edebileceğini söyledik. Sonuçta, doğumuzda gaz üretiliyorsa, batımızda da bu tüketiliyorsa, adı soyadı ne olursa olsun bir şekliyle yapılacağını gösteriyor. Türkiye pozitif, yapıcı tutumunu devam ettirecektir. Bu projelerde bulunmamız elzemdir” şeklinde konuştu.

28 Şubat soruşturmasına ilişkin soruya da Taner Yıldız, Türkiye’nin normalleşme sürecinde bu adımların normal karşılanması gerektiğini belirterek, ”Türkiye’nin zihni, kalbi ve vicdanı ile bütün vücuduyla büyüdüğünü söylemek ve obez bir büyüme olmadığının altını çizmek isterim. Çocuklarımıza, geleceğimize bırakacağımız Türkiye’nin, daha iyi şartlarda olması gerektiğine inanıyorum” dedi.
Kaynak : Akşam
Paylaş:

EVINI MÜTEAHHITE VERECEKLER DİKKAT !


TOKİ İstanbul Emlak Dairesi Başkanı Ali Seydi Karaoğlu, kentte 2 milyon konutun dönüşeceğini belirterek, vatandaşlara master planını görmeden müteahhide evinizi vermeyin uyarısı yaptı.

Kentsel dönüşüm için düğmeye basıldı ancak master planları henüz netlik kazanmadı. Dönüşümde rol oynayan isimler, hak sahiplerini ve müteahhitleri master planı çıkmadan anlaşma yapılmaması konusunda uyardı.

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı İstanbul Emlak Dairesi Başkanı Ali Seydi Karaoğlu, master planı hazırlanmadan parsel ve ada bazında yapılacak dönüşümün ilerde telafisi imkansız riskler taşıyacağına dikkat çekti.

İstanbul’un cazip merkezlerinde müteahhitlerin vatandaşlara 130 metrekare daire için 150 metrekare verme vaadinde bulunduğunu kaydeden Ali Seydi Karaoğlu, “Bunlar bu dönüşüm sürecini tıkayacak en önemli tuzaklar. Bu tuzaklara düşülmemeli. Mutlaka dönüşüm master planının hazırlanmasını beklemek gerekiyor. Master planı hazırlanmadan parsel ve ada bazında yapılacak dönüşüm ilerde telafisi imkansız riskler taşıyacak” dedi.

Kimsenin rant peşinde koşarak süreci tıkamaya hakkı olmadığının da altını çizen Ali Seydi Karaoğlu, “İstanbul’da 3 milyon 600 bin konut var. Bunun 2 milyonu riskli ve dönüşmesi gereken bina stoku. Yüzde 100 imar artışı verilerek bu konutları dönüştürecek olursak, 2 milyon konut yapmamız lazım. Mevcut 2 milyon riskli konut sayısını ikiye katlayarak 4 milyon konut yaparsak, 2 milyon konutu kime satacağız. Sektör için en büyük tehlike bu” diye konuştu.
Kaynak: Bugün
Paylaş:

İSTANBUL VE TÜRKİYE GENELİ HİZMETLERİMİZ

  1. Otel ve Otel Arsası
  2. Turistik Tesisler
  3. Hastane ve Hastane Arsası
  4. Benzinlik ve Benzinlik Arsası
  5. Tarım Arazileri ve Kredilendirme
  6. Eğitim İmarlı Arsa ve Eğitim Binaları
  7. Satılık Arsalar
  8. Kat Karşılığı Arsalar
  9. Konut İmarlı Arsalar
  10. Ticari İmarlı Arsalar
  11. Eğitim İmarlı Arsalar
  12. Sağlık İmarlı Arsalar
  13. Fabrika ve Sanayi Arsaları
  14. Hafriyat Döküm Sahaları
  15. Projeli AVM Arsaları
  16. Prefabrik Ev Yapımı
  17. Tiny House Ev
  18. Çelik Konstrüksiyon Ev
  19. Airbnb - Ağaç Ev

apay gayrimenkul

  1. İstanbul bölgesinde kat karşılığı toplu konut yeri arıyorum..
  2. Şişli bölgesinde butik kat karşılığı yerler arıyorum.
  3. Muğla bölgesinde kat karşılığı villa arsası arıyorum.

Murat APAY

Talep edilen arsalarla ilgili olarak resmi yetki belgem vardır.